Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanııcı Adı: Şifre: Beni hatırla
Virüsler
  • Sayfa:
  • 1

BAŞLIK: Virüslerin Genel Özellikleri

Virüslerin Genel Özellikleri 5 yıl 7 ay önce #618

  • biyolog
  • ( Kullanıcı )
  • biyolog's Avatar
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Uzman Biyolog
  • Gönderiler: 179
  • Teşekkür Sayısı: 10
  • Başarı: 0
Çok küçük mikroorganizmalardır. Uzun süre bilim adamlarının dikkatini çekmemiştir. Meydana getirdiği hastalıklar hep bakterilerden bilinmiştir. Elektron mikroskobunun bulunmasıyla ancak virüslerin farkına varılmıştır.


İlk olarak tütün bitkisinin yapraklarında hastalık meydana getiren virüs bulunmuştur. Daha önce tütnlerde bu hastalığın bakteriler tarafından meydana getirildiği sanılıyordu, fakat incelemelerin hiç birisinde bakteriye rastlanmıyordu. Hasta tütün yapraklarından elde edilen özütün elektron mikroskobuyla incelenmesinden sonra hastalığın bakteri dışında yeni bir mikroorganizma tarafından meydana getirildiği görüldü. Bu mikroorganizmalarda daha önce hiç rastlanılmayan ve bilinmeyen bir yapı ortaya çıktı. Normal hücre yapısına bemzemeyen virüslerde sadece dış tarafında bir protein kılıf ve içerisinde nükleik asit vardı. Bunların dışında stoplazma, organel gibi yapılar bulunmuyordu. Bu yapıda onların zorunlu parazit yaşamalarını gerektiriyordu.

Evet, bir virüsün yapısı sadece dışta bir protein kılıf ve içerisinde nükleik asitten meydana gelir. Herhangi bir organeli ve enzimleri olmadığı için normal bir hücre gigi yaşamlarını sürdürebilmeleri olanaksızdır. Yaşamsal faliyet (üreme gibi) gösterebilmek için mutlaka canlı bir hücreye girmeleri gerekir. Hücre dışında ise kristal halde bulunurlar. Bu yüzden bilim adamları tarafından cansızlık ile canlılık arasında geçiş formu olarak kabul edilirler.

Virüsler küre, çubuk ve elips şeklinde olabilirler. Bulundurdukları nükleik asit tek çeşittir. Yani ya sadece DNA yada sadece RNA bulundururlar. Aynı zamanda çok ta spesifiktirler. Sadece belirli hücrelere girerler. Bir kuduz virüsü sadece beyin hücrelerine, uçuk virüsü sadece ağız civarındaki epitel doku hücrelerine bir bakteriyofaj sadece belirli bakteri türlerine, AIDS virüsü sadece kandaki akyuvar hücrelerine gibi.

Virüs hücreye tutunduğunda ilk önce hücrenin zarını eritir. Dha sonra bu delikten içeriye kendi nükleik asitini akıtır. Hücreye giren virüs nükleik asiti derhal yönetimi ele geçirerek hücreyi kendi hesabına çalıştırmaya başlar. İlk önce kendi nükleik asitlerinin kopyalarını arkasından da protein kılıflarını sentezlettirir. Daha sonra bunları birleştirerek yüzlerce virüs oluşmasını sağlar. Hücre içerisindeki virüsler hücreyi patlatarak dışarı çıkar ve yeni hücrelere saldırırlar. Yapılarından dolayı ve hücre içerisinde bulunduklarından antibiyotik türü ilaçlardan etkilenmezler.
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.

Cvp:Virüslerin Genel Özellikleri 5 yıl 5 ay önce #1302

  • Zuhal
  • ( Kullanıcı )
  • Zuhal's Avatar
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Platinum Biyolog
  • Gönderiler: 674
  • Teşekkür Sayısı: 42
  • Başarı: 0
VİRÜSLER

Virüs dilimize Latince den gelmiştir. Latince zehir anlamına gelmektedir. Uzun süre bilim adamlarının dikkatini çekmemişlerdir. Meydana getirdiği hastalıklar hep bakterilerden bilinmiştir. Elektron mikroskobunun bulunmasıyla ancak 19. yüzyılın sonlarına doğru keşfedilmiştir. Meydana getirdiği hastalıklar hep bakterilerden bilinmiştir. Ancak bazı hastalıkların oluştuğu organizmada, hastalığa neden olan bir bakteri bulunamıyordu. Araştırmacıların dikkatini çeken böyle bir hastalığa tütün bitkisinin yapraklarında rastlanmıştı. Hasta bitkinin yaprakları, mozaik şeklinde lekelenip buruştuğu için buna tütün mozaik hastalığı adı verilmişti. Bu hastalığın bakteriler tarafından değil de, onlardan daha küçük varlıklar tarafından oluşturulduğu keşfedildi. Bu mikroorganizmalarda daha önce hiç rastlanılmayan ve bilinmeyen bir yapı ortaya çıktı. Normal hücre yapısına benzemeyen virüslerde sadece dış tarafında bir protein kılıfı ve içerisinde bir nükleik asit vardı. Bunların dışında stoplazma, organel gibi yapılar bulunuyordu. Bu yapıda onların zorunlu, parazit yaşamalarını gerektiriyordu.


Şekil 1: Virüsün genel yapısı



Evet, bir virüsün yapısı sadece dışta bir protein kılıf ve içerisinde nükleik asitten meydana gelir. Herhangi bir organeli ve enzimleri olmadığı için normal bir hücre gibi yaşamlarını sürdürmeleri olanaksızdır. Yaşamsal bir faaliyet gösterebilmek için (üreme gibi) mutlaka canlı bir hücreye girmeleri gerekir. Hücre dışında ise kristal halde bulunurlar. Bu yüzden bilim adamları tarafından cansızlık ile canlılık arasında geçiş formu olarak kabul edilir.

Virüsler küre, çubuk ve elips şeklinde olabilirler. Bulundukları nükleik asit tek çeşittir. Yani ya sadece DNA ya da sadece RNA bulundururlar. Aynı zamanda çok da spefiktirler. Sadece belirli hücrelere girerler. Bir kuduz virüsü sadece beyin hücrelerine, uçuk virüsü sadece ağız etrafındaki epitel doku hücrelerine bir bakteriyofaj sadece belirli bakteri türlerine AIDS virüsü sadece akyuvar hücrelerine gib.

Virüs hücreye tutunduğunda ilk önce hücrenin zarını eritir. Daha sonra bu delikten içeriye kendi nükleik asidini akıtır. Hücreye giren nükleik asit derhal yönetimi ele geçirerek hücreyi kendi hesabına çalıştırmaya başlar. İlk önce kendi nükleik asitlerinin kopyalarını arkasından da protein kılıflarını sentezlettirir. Daha sonra bunları birleştirerek virüslerin oluşmasını sağlar.hücre içindeki virüsler hücreyi patlatarak dışarı çıkar ve yeni hücrelere saldırır. Yapılarından dolayı ve hücre içerisinde bulunduklarından antibiyotik türü ilaçlardan etkilenmezler.

VİRÜSLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ

Virüsler boyları 10 ile 275 milimikron arasında değişen canlı varlıklardır.

Ancak elektron mikroskobu ile görülebilirler. DNA ya da RNA’dan oluşan yönetici moleküle genom adı verilir.

Virüsler prokaryot ve ökaryot bir hücrede bulunan organel ve stoplazmaya sahip değillerdir. Örneğin virüslerde protein sentezi için gerekli enzimler ve ribozomlar yoktur. Virüslerde bulunan enzimler metabolik faaliyetlerde ve enerji üretiminde kullanılmaz; sadece kalıtsal maddenin başka hücrelere aktarılması sırasında gireceği hücrenin zarını eritmek için kullanılır. Virüslerin organelleri ve enzimleri olmadığından, sorunlu parazit olarak yaşar ve çoğalır.

Konakçı hücre içine içine girdikleri zaman hücrenin protein sentezi ve enerji üretimi mekanizmasını kendileri için kullanarak gerekli proteinleri ve nükleik asitleri üretirler. Virüsler canlı hücreden çıkarıldıklarında kristalleşirler. Bir tuz parçası gibi hiçbir canlılık faaliyeti göstermezler. Uygun hücreye girdiklerinde üremeye başlarlar. Aşırı sıcak, asit gibi olumsuz etkenlerle yok olmazlar. Virüsler beslenmez, metabolizmaları yoktur, büyüyemezler fakat canlı hücrelerin içinde çoğalabilirler. Her virüs çeşidi genellikle vücudun belirli bir yerinde ve belirli hücreler içinde çoğalabilirler. Örneğin;

Çocuk felci ve kuduz virüsü, beyin ve omurilikte,

Grip, nezle virüsü,üst solunum yollarında

AIDS virüsü, akyuvarlarda

Sarı humma virüsü, karaciğerde

Çiçek, kızamık, siğil virüsü deride çoğalır.

Birden fazla konakçısı olan virüsler de vardır. Örneğin kuduz virüsü hem insan hem de hayvanda yaşar.

VİRÜSLERİN ÇEŞİTLERİ

Virüsler taşıdıkları nükleik aside göre adlandırılırlar.

DNA Virüsleri: Yönetici molekülü DNA olan virüslerdir. Hayvanlarda yaşayan virüslerin çoğunluğu DNA virüsleridir. Örneğin çiçek virüsü, uçuk virüsü, suçiçeği virüsü DNA virüsüdür. Bakteride yaşayan ve çoğalan virüslere bakteri yiyen anlamında bakteriyofaj denir.

RNA Virüsleri: Yönetici molekülü RNA olan virüslerdir. Bazı hayvan virüsleriyle birlikte yaşayan virüsler RNA virüsleridir. Örneğin tütün mozaik virüsü, grip, çocuk felci, kızamık, kuduz, kabakulak, sarı hummaya yol açan virüsler, RNA virüsleridir.

VİRÜSLERİN ÖNEMİ VE İNSAN SAĞLIĞI İÇİN ÖNEMİ

Virüsler, bakterilerde, bitkilerde, böceklerde, hayvan ve insan hücrelerinde yaşar ve çeşitli hastalıklara neden olur.

Arı, sinek, kelebek gibi bir çok böcek türünde yaşayan virüsler vardır. Bu virüsler, özellikle böcek lârvalarında hastalıklara neden olur. Böceklerde hastalık yapan virüsler, zararlı böceği ortadan kaldırmak için biyolojik mücadelede de kullanılmaktadır.

Virüslerin neden olduğu hastalıklar antibiyotik ile tedavi edilmez. Çünkü virüsler, hücre içinde yaşadıklarından antibiyotiklerden etkilenmez.

Bir hücreye, canlı ya da yüksek sıcaktan öldürülmüş bir virüs bulaştırıldığında hücre interferon denilen bir madde salgılar. İnterferon bazı hastalıklar için hücrelerde bağışıklık sağlar.

Virüslerin bu özelliklerine dayanarak bazı virüs hastalıklarına karşı aşılar geliştirilmiştir. Çiçek, kuduz, sarı humma, çocuk felci aşıları virütik aşılardandır. Aşılarla oluşturulan bağışıklık yaşam boyu sürebildiği gibi, daha kısa süreli de olabilir. Her hastalığa karşı yapılan aşılar iyi sonuç vermeyebilir. Bunun nedeni ise bazı virüslerin sık ve kolay mutasyona uğrayarak yeni özellikler kazanmasıdır. Grip virüsü, buna örnek verilebilir.

Virüsler bir canlıdan başka bir canlıya kolaylıkla taşınabilirler.

Bitki virüsleri; böceklerle, yaprakların ve köklerin birbirlerine dokunmasıyla, tohumla, çiçekle ve aşıyla bir bitkiden başka bir bitkiye taşınabilirler.

Hayvan virüsleri; öksürme, konuşma, öpüşme, cinsel temas, aynı eşyaları kullanma, kanla, böceklerle bir başka canlıya taşınabilirler.

Virüsler hücrelerin içinde çoğalır.

Bir bakteriyofajın çoğalması, virüslerin çoğalmasına örnek olarak gösterilebilir. Bakteriyofaj, bakteri yiyen virüs anlamına gelir ve bir DNA virüsüdür. Bakteriyofajın çoğalması şu şekilde gerçekleşir:



Şekil 2: Bakteriyofajın çoğalması.

BAKTERİYOFAJIN ÇOĞALMASI

Bir bakteriyofaj sekiz safhada çoğalır. Bu safhalar sırasıyla şunlardır :

Bakteriyofajlar bakteriyi sarar.

Bakteriyofaj bakteriye tutunur.

DNA bakteriye girer.

Bakteriyofaj kılıfı dışarıda kalır.

Yeni bakteriyofaj DNA’ları meydana gelir.

Protein kılıflar meydana gelir.

Parçalar birleşerek bakteriyofajları oluşturur.

Bakteri patlar ve bakteriyofajlar serbest kalır.

Bu işlem böylelikle sürer gider.
Son Düzenleme: 5 yıl 5 ay önce yazan Zuhal.
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.

Cvp:Virüslerin Genel Özellikleri 5 yıl 5 ay önce #1303

  • Zuhal
  • ( Kullanıcı )
  • Zuhal's Avatar
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Platinum Biyolog
  • Gönderiler: 674
  • Teşekkür Sayısı: 42
  • Başarı: 0
Asellüler infeksiyöz ajanlardır
Zorunlu intrasellüler parazitlerdir.
Hücre dışında inert’dirler.
DNA veya RNA’dan birine sahiptir, ikisini birden kapsamaz
Replikasyon, hücre içinde viral nükleik asid tarafından yönlendirilir
İkiye bölünmez veya mitoza uğramaz üEnerji üretebilmesi için gerekli enzim ve genleri yoktur
Protein üretimi; konak hücresindeki ribozomlara, enzimlere ve besinlere bağımlıdır.
Birçok hücreden daha küçüktür(20-300nm) nE.M. ile negatif boyama yöntemi (sodyum fosfotungstat, uranil asetat )
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.

Virüs Nedir ? 3 yıl 7 ay önce #4629

  • zoolog
  • ( Kullanıcı )
  • zoolog's Avatar
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Uzman Biyolog
  • Gönderiler: 164
  • Teşekkür Sayısı: 3
  • Başarı: 0
Virüs, canlı hücreleri enfekte edebilen mikroskopik taneciktir. Virüsler ancak bir konak hücreyi enfekte ederek çoğalabilirler. En temel haliyle bir virüs, kapsit adlı bir protein örtü içinde bulunan genetik malzemeden oluşur. Ökaryot (hayvan, mantar ve bitkiler) ve prokaryotlarbakteri ve arkaeler) virüsler tarafından enfekte edilebilirler. Bakterileri enfekte eden virüsler bakteriofaj veya kısaltılmış olarak faj diye adlandırılırlar. Sözcük Latince virusviraldir. Virüslerin incelendiği bilim dalına viroloji denir; bu dalın bilim insanları da virologlardır. Virüsler birçok insan hastalığına neden olurlar; bunlara AIDS, grip ve kuduz örnek verilebilir. Bu tür hastalıkların tedavisi zordur, çünkü antibiyotikler virüslere etki etmezler ve az sayıda antiviral ilaç bilinmektedir. Viral hastalıkları engellemenin en iyi yolu, bağışıklık geliştirmeye yarayan aşıdır. ( (zehir) sözcüğünden türemiştir; sıfat hali
Virüslerin canlı olup olmadığı uzun süre tartışılmıştır. Yaşamın tanımının genel kabul görmüş olan tüm kıstaslarını karşılamadığı için çoğu virolog onları cansız sayar. Konak hücre dışında çoğalamadıklarından, zorunlu hücre içi parazitlerine benzerler ama parazitlerden farklı olarak virüsler gerçek organizma sayılmazlar. Diğer farklılıkların yanısıra, virüslerin hücre zarı ve kendi ****bolizmaları yoktur. Canlı sayılan bazı organizmalar da virüsler gibi hem canlı hem cansızların özelliklerine sahip olduklarından bu konuda kesin bir yanıt bulmak zordur. Virüsleri canlı sayanlara göre onlar Theodore Schwann tarafından öne sürülmüş hücre teorisinin bir istisnasıdırlar, çünkü virüsler hücre değildirler.


Genetik malzeme

Virüslerde hem DNA hem RNA bulunabilir ama genelde ikisi birden olmaz. Bunun bir istisnası insan sitomegalovirüsüdür, onda bir DNA çekirdek ve birkaç mRNA parçası bulunur. Virüslerde bulunan nükleik asit, türüne bağlı olarak tek veya çift iplikli olabilir. Dolayısıyla virüslerde dört olası nükleik asit türü de vardır: çift iplikli DNA, tek iplikli DNA, çift iplikli RNA ve tek iplikli RNA. Hayvan virüslerinde bu kombinezonların hepsi gözlemlenmiştir, bitki virüslerin ise genelde tek iplikli RNA'ya sahiptirler. Bakteriyofajlarda genelde çift iplikli DNA olur. Ayrıca, virüs nükleik asitleri arasında doğrusal da halkasal da olanlar vardır.
Genom büyüklüğü viral türler arasında büyük çeşitlilik gösterir. En küçük genom yalnızca dört protein kodlar ve yaklaşık 106 dalton ağırlığındadır, en büyüğü ise yüzden fazla protein kodlar ve 108 dalton ağırlığındadır. Bazı virüs türlerinin genomunda sitozin yerine hidroksimetilsitozin gibi anormal nükleotitler bulunur.
Tek iplikli RNA virüslerindeki zincirler ya pozitif anlamlı (artı iplikli de denir), ya da negatif anlamlı (eksi iplikli denir) olarak adlandırılabilir, viral mRNA'yı tümleyici olup olmadıklarına bağlı olarak. Pozitif anlamlı viral RNA, viral mRNA'nın aynısıdır ve derhal konak hücre tarafından çevirisi yapılabilir. Negatif anlamlı viral RNA, mRNA'yı tümleyici olduğu için bir RNA polimeraz tarafından önce pozitif anlamlı RNA'ya dönüştürülmesi gerekir, çevrilebilmek için.


Çift iplikli RNA genomlarının hepsi ve bazı tek iplikli RNA genomları parçalıdırlar, yani ayrı parçalardan oluşurlar. Her parça bir protein kodlayabilir ve bu parçalar genelde bir kapsidin içinde yer alırlar. Enfeksiyöz olmak için bu genom parçalarının hepsinin aynı virion içinde yer alması gerekmez, brom mozaik virüs'de görüldüğü gibi...

Çoğalma

Viral topluluklar hücre bölünmesiyle büyümezler çünkü hücresel değillerdir; konak hücrenin ****bolizması ve mekanizmasını kullanarak kendilerini kopyalarlar. Litik veya lisojenik döngüleri olabilir, bazı virüslerde bunların ikisi de olabilir. Bir virüs hücreyi öldürmeden ona zarar verici etkiler gösterebilir, bunlara sitopatik etkiler denir.
Litik döngüde (örneğin T4 fajında), virüsün etkisiyle konak hücreler virüsün çoğalması için gerekli olan proteinleri imal etmeye başlarlar. Proteinlerin yanı sıra virüs genomunun da çoğaltılmasını sağlar. Bunun için kullanılan yöntem virüsün genom tipine bağlıdır. Oluşan yeni virionlar kendiliklerinden bir araya gelebildikleri gibi moleküler şaperonların yardımıyla da oluşabilirler. Genom kopyalandıktan ve kapsit oluştuktan sonra virüs, yeni virionların salınabilmesi için hücrenin parçalanmısını sağlar. Bazı virüsler ise hücreyi parçalamak yerine, eksositoz adı verilen yolla, hücre zarından geçerek dışarı salınırlar, bu arada hücre zarının bir kısmını da viral örtü olarak alırlar.
Buna tezat olarak, lisojenik döngüde hücre parçalanmaz, viral genom konak DNA ile bütünleşir ve onunla beraber çoğalır. Virüs hücrenin yavrularına aktarılır. konak hücrenin bir parçası haline gelen virüs uzun bir süre öyle kalabilir, ama uygun şartlarda tekrar aktif hale gelip litik döngüye geri girebilir.



Bakteriofajlar kendilerine has bakterileri enfekte ederler, bunun için bakterinin yüzeyünde bulunan reseptör proteinlere bağlanıp hücrenin içine girerler. Kısa bir süre içinde, bazen birkaç dakikada, bakterinin polimerazları viral mRNA'nın proteine çevirisine başlarlar.. Bu proteinler ya yeni virionları oluştururlar, ya yeni virionların oluşmasına yardımcı olurlar veya hücre parçalanmısını sağlarlar. Viral enzimler hücre zarını parçalarlar ve T4 fajı durumunda, enfeksiyondan yirmi dakika sonra üç yüzden fazla faj salınır.
Hayvan DNA virüsleri, (herpes virüsleri gibi) konak hücrenin içine endositoz yoluyla girerler. Genelde, virüs uygun bir hücre zarı reseptörü ile tesadüfi bir çarpışma sonucunda ona bağlanır, sonra da hücre içine alınır. Viral genom kapsitten dışarı salınır ve konak polimerazlar viral mRNA'yı okumaya başlarlar. Yeni virionlar ya hücre paçalanması ya da hücre zarında tomurcuklanarak hücreden dışarı salınırlar.


Hayvan RNA virüsleri çoğalma mekanizmalarına bağlı olarak üç farklı gruba ayrılabilirler. RNA'nın tek veya çift iplikli olması, ve tek iplikli olması durumunda onun polaritesi, virüsün çoğalma mekanizmasını belirler. Tek iplikli RNA'lar pozitif veya negatif anlamlı olabilirler, ayrıca çift iplikli RNA virüsleri vardır. Bazı RNA virüslerinin içinde DNA vardır ama çoğalmak için önce RNA'ya kopyalanırlar. RNA virüsleri çoğalmak için virüs tarafından kodlanan bir RNA replikaz enzimine muhtaçtırlar.


Retrovirüsler ters transkripsiyon yoluyla çoğalırlar, yani bir RNA şablonundan DNA oluşurtururlar. RNA genomlu virüsler bir DNA ara ürün aracılığıyla çoğalırlar, DNA genomlu olanlar ise bir RNA molekülü oluşturarak çoğalırlar. Her iki tip ters trasnkripsiyon virüsü de nükleik asit dönüşümü için ters transkriptaz enzimi kullanırlar.

Canlılık tartışması

Virüsler ve canlı hücreler, DNA veya RNA, ve proteinler gibi ortak bileşiklere sahiptirler. Lakin biyokimyacı Wendel Stanley'nin tanımına göre virüsler biyolojik moleküllerden "basit" oluşumlardır. Organik moleküllerin kendi kendilerine yapısallaşma özeliklerinin bir sonucudurlar ve dolayısıyla canlı sayılmazlar. François Jacob da virüsler hakkında "bir kültür ortamına yerleştirildiklerinde virüslerin bir ****bolik faaliyeti yoktur, enerjiyi ne üretebilirler ne de kullanabilirler, ne büyür ne çoğalabilirler, canlıların bu ortak özelliklerinden hiçbiri yoktur onlarda" der. Virüsler ancak canlı bir hücrenin enzimlerini kullanarak çoğalabilirler. Ayrıca, virüsler DNA veya RNA'dan birine sahip olsalar da, canlı hücrelerde olduğu gibi bunların ikisi birden yoktur.

Öte yandan son yıllarda yapılan yeni keşifler virüslerin canlılığı hakkındaki tartışmayı yeniden gündeme getirmiştir. Amipleri enfekte eden Mimivirüsün 1200 geni vardır, ki bu rakam bazı bakterilerin gen sayısından daha fazladır. Bu virüslerin genleri arasında normalde virüslerde bulunmayan, canlı hücrelerde bulunan 30 kadar gen vardır, örneğin protein sentezi ve DNA tamirinden sorumlu enzimleri kodlayan.
Virüslerin canlı olup olmadığı tartışması sürmektedir. Sorunun cevaplandırılması için "hayat nedir?" sorusunun cevabı gerekmektedir. Zooloji ve botaniğe dayalı kıstaslara göre virüsler canlı değildir. Ancak, bu çıkarım canlı olduğu kabul görmüş varlıkların özelliklerinden genelleme yaparak elde edilmiştir ve yıllar boyunca keşfedilmiş, gittikçe daha küçük canlı türlerini göz önüne alarak sürekli değiştirilmiş tanımlara dayalıdır. Eğer hayat temel ilkelere göre tanımlanırsa, canlılığın en temel kıstası çoğalma yeteneğidir. Virüsler çoğalabildiklerine göre canlı oldukları, veya konak hücreler olmadan çoğalamadıkları için canlı olmadığı iddia edilebilir. Öte yandan pek çok canlı da diğer canlıların ürettiği gıdalar olmadan ne büyüyebilir ne çoğalabilir. Virüslerin canlı olup olmadığı kullanılan hayat tanımına bağlıdır.

Virüsler ve hastalık

Virüslerin neden olduğu yaygın hastalıklara örnek olarak soğuk algınlığı, grip, su çiçeğiuçuk gösterilebilir. Virüslerin neden olduğu daha ciddi hastalıklar arasında Ebola, AIDS, çiçek gibileri örnek verilebilir. Ebola virüsü kanamalı ateşe neden olur. Virüslerin hastalık yapma yeteneğine virülans denir. ve

Virüslerin hastalığı meydana getirmesini sağlayan çeşitli mekanizmalar vardır. Hücresel seviyede bunların başlıcası hücrenin parçalanması (lizis) sonucu ölümüdür. Çok hücreli canlılarda yeterince çok sayıda hücre ölürse canlının kendisi de bundan etkilenmeye başlar. Çoğu virüsler homeostaz bozulmasına neden olur, ama bazıları nispeten zararsız bir şekilde canlının içinde varlıklarını sürdürebilirler. Bunun bir örneği uçuk yapan herpes simpleks virüsünün insan vücudunda inaktif olarak bulunmasıdır. Bazı virüsler girdikleri hücre uygun değilse çoğalamazlar ama gene de hücrenin genomuna kendilerini dahil ederek varlıklarını sürdürebilirler. Onkojenik virüsler bu yolla hücrede bir değişim meydana getirirler, hücrenin kontrolsüz bir şekilde çoğalmasını sağlayıp ölüme yol açarlar.


Tespit, saflaştırma ve tanı

Laboratuvarda virüsleri çoğaltma ve tespit etmek için çeşitli yöntemler vardır. Kültürlenmiş hücreler bir virüsle enfekte edildikten sonra ortama salınan virüslerin saflaştırılması için santrifüjleme yöntemleri, amonyum sülfat veya etilen glikol ile çökeltme, veya hücre bileşenlerinin organik çözücülerle arıtılması gibi teknikler kullanılır.

Virüslerin tespiti ve miktarlarının belirlenmesi için kullanılan yöntemler arasında:

•Hemaglütinasyon testi. Bir alyuvar süspansiyonuna virüsler eklenir, alyuvarların kümeleşmesine (aglütinasyonuna) bakılarak virüs sayısı belirlenir. Kümeleşmenin nedeni, virüslerin alyuvarların yüzeyine bağlanarak hücreleri birbirine bağlamalarıdır.
•Elektron mikroskobu ile doğrudan sayım. Derişik bir virüs süspansiyonu, konsantrasyonu bilinen bir mikroskopik bilye süspansiyonu ile karıştırılır ve bu karışım özel bir yüzeyin üzerine damlatılır. Yüksek büyültme altında virüs tanecikleri ve suni bilyeler sayılarak virüslerin konsantrasyonu hesaplanır.
•Plak sayımı. Kültür kaplarında konak hücreler ince bir tabaka halinde büyütülür. Bir virüs süspansiyonu ayrı tüplerde farklı oranlarda seyreltilip bu kaplara eklenir. Her bir virüs tanesi çoğalarak birbirine bitişik çok sayıda hücreyi öldürür, hücre tabakasında bir delik ('plak') oluşmasına neden olur. Plakların sayısından o kaba kaç tane virüs eklenmiş olduğu anlaşılır, buna dayanarak virüs konsantrasyonu hesaplanabilir.
Hastalardan yeni bir hastalığın virüsünün tespiti (yakın geçmişten ebola veya HIV örnekleri verilebilir) ve o virüsün saflaştırılması özelleşmiş laboratuvarlar, ayrıca moleküler biyolog ve virolog gibi uzmanlar gerektirir. Bu genelde devlet laboratuvarlarının gayretleriyle gerçekleştirilir ve zor durumlarda Dünya Sağlık Örgütü gibi kuruluşların yardımını gerektirebilir.

Korunma ve tedavi

Virüsler konaklarının hücresel mekanizmalarını kullanarak çoğaldıkları için konağı öldürmeden onları yok etmek mümkün değildir. En etkili tıbbî müdahele enfeksiyona karşı korunmayı sağlayan aşılanmadır. Enfeksiyon sonucu oluşan semptomları tedavi etmek için çeşitli ilaçlar mevcuttur. Antibiyotikler (tanımları gereği) bakteriler içindir, virüsler üzerinde etkisizdir. Ancak acil durumlarda hastanın belirtilerinin nedeni olan enfeksiyonun viral mi bakteriyel mi olduğu anlaşılana kadar antibiyotik tedavisine başlamak tedbirlidir.
Hücre ortamı dışında virüsler dezenfektan malzemelerle (çamaşır suyu, etanol, gluteraldehit, formaldehit) etkisiz hale getirilebilirler.

Uygulama alanları

Biyoloji



Virüsler moleküler ve hücresel biyolojide hücrelerin işlevlerini anlamak için kullanılırlar. Örneğin genetikte, ayrıca DNA çoğalması, transkripsiyon, RNA işlenmesi, translasyon, protein taşımasıimmünoloji gibi temel hücresel mekanizmaların anlaşılmasında virüslerin büyük katkısı olmuştur. ve
Genetikçiler hücrelerin içine genleri sokmak için virüsleri taşıyıcı araç (vektör) olarak kullanır. Hücrenin yabancı bir birleşiği üretmesini sağlamak, veya bir genin genomda yer almasının etkisinin anlaşılmasında kullanılan yararlı bir yöntemdir bu. Bu yöntem kanser tedavisi ve gen terapisinde de kullanılır.


Silah

Virüs salgınlarının insan toplumları üzerindeki etkileri onların biyolojik savaş için silah olarak kullanılabileceği endişesini gündeme getirmiştir. 1918 influenza salgını virüsünün laboratuvarda yeniden yaratılması bu yöndeki endişeleri daha da artırmıştır.[3] Çiçek virüsü yok edilmeden evvel tarih boyunca pek çok toplumu harap etmiştir. Günümüzde çiçek virüsü güvenlik altında tutulan birkaç laboratuvarda hâlâ mevcuttur ve virüsün silah haline getirilebilmesi olasılık dahilindedir. Modern dünya toplumlarında çiçek hastalığına karşı oluşmuş bir bağışıklık olmadığından dolayı, bu virüsün salgını kontrol altına alınana kadar muazzam hayat kaybı meydana gelebilir.
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
  • Sayfa:
  • 1
Time to create page: 0.301 seconds

Analiz Ve Tahlil Bilgileri

 
 

EKİBİMİZ
Biyologlar.com a destek ve hizmet veren arkadaşlarımız           AYRINTILAR
HAKKIMIZDA
Biyologlar.com ailesi ve arkadaşlarımız hakkında... AYRINTILAR
   
PROJELER
Biyologlar.com ailesi çeşitli projelere destek vermek için sizlerin yanında... AYRINTILAR
SPONSORLUK
Biyologlar.com ailesi olarak çeşitli konularda sponsorluk hizmeti  AYRINTILAR
   

ÖDEV YARDIM
Biyoloji ödevlerinizle ilgili sorularınıza cevap bulabilmek için. Bize yazın AYRINTILAR

TANITIM
Biyoloji kongre, sempozyum, çalıştay tanıtım faaliyetleri AYRINTILAR

REKLAM
Sitemizde birçok reklam uygulaması yapılmaktadır. Reklamlarınız için  AYRINTILAR
BİYOBOOK
Türkiye'nin en geniş kapsamlı biyoloji sosyal ağı sizlerin hizmetinde.  AYRINTILAR

 

Hazar kaplanı, Gökçe balığı ve Anadolu parsı... National Geographic Türkiye, Temmuz sayısında ülkemizde tehlike altındaki türlere dikkat çekti. Bu türleri yakından tanımak için haritaya tıklayın.

 

Yönetici ve Reklam Kordinatörü

Uzm. Biyolog Yavuz Aydın

Forum Yöneticileri

Aydın ÇAĞLAR
Bahattin DOĞANAY
Behram KURŞUN
Erdinç  ERBAY


Hazmi KONBUL
Onur ÇELİK
Seda KESKİN
Emrah PAŞALI
Rümeysa  ACUN

Sizde yazarımız olmak isterseniz lütfen bize yazın

E-mail  info@biyologlar.com                                                                              

     
 

 
 
info@biyologlar.com
Ödevleriniz ile ilgili sorularınız için lütfen forum ödev yardım bölümünü kullanınız.
Bu e-mail adresinden sadece site ile ilgili teknik sorularınız cevaplanacaktır.